BÜNYANI'IN TARİHÇESİ
Bünyan, yıllar boyu
büyük bir yerleşim merkezi olmadığı için tarihçesi Kayseri’ye bağlı kalmıştır.
Bölge hangi hâkimiyetin altına girmişse Bünyan da ona tabi olmuştur. Bünyan’a ilk yerleşimin,
kayabaşındaki mağaralardan Etiler tarafından olduğu bilinmektedir.(Etiler
M.Ö.1450-1200 tarihleri arasında Kızılırmak boylarında hüküm sürmüş ve zamanın
en büyük yerleşim merkezlerini kurmuştur.(Kaniş-Karum) gibi.
Eti Devleti M.Ö.1200
tarihinde Medler’in ve Pers’lerin istilasına uğrayarak yıkıldıktan sonra iç
kısma çekilen Etiler Akkışla İlçesini Kululu Köyünde Tabal Krallığını kurarak
burayı kendilerine Başşehir yapmıştır.(Bu tarihlerde hüküm süren Hititlere Geç Hititler
denmektedir.) Tabal Krallığı 24 prenslik merkezinden meydana gelmiş idi. Bu
prensliklerin biri de Bünyan’ın Sultanhanı köyüdür. Sultanhanı’nda yapılan
kazılarda bulunan yazılı taşın üst kısmının kırık olmasına rağmen 4,7 ve 10.
satırlarında Prens Savativara kendisini Tabal kralı Vauşmen’in vasili olduğunu
bildirmektedir. (Bugünkü Sultanhanı köyü, kervansaray yapıldıktan sonra
kurulmuştur.) eski prensliğin harabe halindeki kalıntıları Tuz Gölü’nün
kıyısındadır. Eti Devleti’nin yıkılmasından sonra Medler’in Anadolu’ya hakim
olduğu dönemde, Bünyan önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. 1915-1920 yılları
arasında Bünyan’da bulunarak Ankara’daki müzeye gönderilen “Ateş Sunağı”
(Heykel) üzerinde inceleme yapan Alman Ord. Prof. Kurt Bittel özetle şöyle demektedir.”Medler’in
Anadolu’ya hakim olduğu dönemde Ateş Dini Anadolu’ya hakim olmuştur. Bünyan’da
bulunan Ateş Sunağından anlaşıldığına göre Bünyan’da bir ateş tapınağı
bulunmakta idi. Bünyan o zaman Kapadokya’nın hücra geçitsiz bir bölgesinde
değil, tahminlerimize göre memleketin fiilen merkezini teşkil eden bir kısmında
bulunuyordu. Bünyan aynı zamanda, volkanik yaylanın tam ortasında, Mazaka
vadisinin doğu kenarında ve böylelikle Kapadokya’nın asıl merkez bölgesinin
içinde bulunmaktadır. Anadolu’da yayılan Ateş dini Romalıların Anadolu’ya hakim
olmasına kadar devam etmiştir.
Roma İmparatoru Büyük
İskender, Kızılırmak’ın iki yakasındaki Devletlerin hakimiyetine son vererek,
bu toprakları Roma İmparatorluğuna katmıştır.
Roma İmparatorluğu
Anadolu’ya hakim olunca Hıristiyanlık dini yeni yeni yayılmaya başlamıştı.
Gizli olarak yayılmakta olan bu dinin mensupları Kapadokya bölgesinde (Ürgüp,
Göreme) olduğu gibi Bünyan’da da Kayabaşındaki mağaralarda yaşamıştır.
Kapadokya’daki özelliklerin aynısının burada olmasına rağmen Kayabaşı
ilgisizlikten tanıtılamamıştır.
Bölge 647 tarihinde Muaviye
tarafından ele geçirilerek bir müddet Arapların hakimiyeti altında kalmıştır.
İlçedeki Sümerbank Fabrikası’nın temel kazısında bir çömlek içerisinde bulunan
Abbasi Halifelerinden Mustazi Binurullah’a ait gümüş paraların bu dönemden
kalmış olması muhtemeldir. (Bu paralar Kayseri müzesindedir.) Bölge, ilk olarak
Türkler tarafından 1067 tarihinde Afşin Bey tarafından fethedilmiştir. Bünyan’a
Türkler tarafından ilk yerleşim bu tarihte olmuştur. Cami-i Kebir
Mahallesi’ndeki mezarlıkta bulunan Selçuklu mezarları üzerindeki tarihler 1067
yılını göstermektedir. 1071 tarihinden sonra Anadolu Selçuklu hakimiyeti altına
girince, Alparslan yıkılan eski Kayseri şehrin yerine bugünkü şehri kurmuştur.
Şehre de Türkistan ve Buhara’dan gelen Müslüman Türkler ile Afşarlar’ın İran’da
yaşayan kollarından bazı Afşar aşiretlerini yerleştirerek, çevrede konuşulan
Rum dilini yasaklayıp Pelü Türkçesini (Uygurca) resmi konuşulan dil haline
getirmiştir.
Türkler Anadolu’ya ilk
olarak 1071 tarihinden sonra gelmemiş, bazı Türk boyları Alparslan’ın
Anadolu’yu fethinden önce Anadolu’ya yerleşmiştir. Bunların ekseriyeti
hıristiyanlığın tesiri altında kalarak hıristiyan olmuş Türklerdir. Bunun en
bariz örneği Alparslan’ın 1071 tarihinde yapmış olduğu Malazgirt Meydan
Muharebesi’nde Romanos Diogenes’in ordusunda bulunan hıristiyan Türk boylarının
Alparslan’ın tarafına geçmesidir. Bunun yanında da bazı müslüman Türk boyları
da Anadolu’ya yerleşmiştir.
1018 yılında Tuğrul Bey’in
kardeşi Çağrı (Çakır) Bey Anadolu’ya geldiğinde burada daha önce gelen Türkmen
boyları ile karşılaştı. (Türkmen, Müslüman alemi tarafından Müslüman Türklere
verilen genel addır.)
Kayseri ve çevresi 1086
tarihinde Danişmendi emirlerinden Mehmet Gümüştekin Gazi tarafından
fethedilerek Danişmendi Beyliği’ne baş şehir yapılınca, Bünyan’a Türklerin
yerleşmesi bu tarihten sonra hızlanmıştır. Mehmet Gümüştekin Gazi 1086
tarihinde Kayseri’yi fethettiği ve “Kayseri fatihi” unvanını aldığı Şer-i Mahkeme
Sicili’nde, 13 Muharrem 1636 tarihi ile kayıtlı Padişah fermanı ile tasdik
edilmiştir.
Emir Mehmet Gümüştekin
Gazi’ye, bu başarılarından dolayı Halifelik makamınca “Melik” unvanı
verilmiştir. (Melik Mehmet Gümüştekin Gazi 1134 tarihinde ölmüş ve Kayseri’de
kendi ismi ile anılan Melikgazi Türbesi’nde yatmaktadır.) Bu tarihten sonra
Danişmendi Beyleri melik unvanı ile anılmıştır.
Melikgazi, Kayseri ve
çevresinde birçok savaşlar yaparak çevrede yaşayan rum ve ermenilerin
hakimiyetine son vermiştir.
Bünyan’daki Kurbantepe
denilen yerdeki şehitlik (mezarlık) bu savaşlardan kalmadır.
Kayseri ve çevresi 1162
tarihinde İzzettin Kılıçarslan tarafından yeniden Selçuklu topraklarına
katılmıştır. Selçuklu idaresinde Kayseri’nin ismi yıllarca Danişmend ili olarak
geçmiştir. Kayseri ve çevresinin imarı 1219-1236 tarihleri arasında Sultan
Alaeddin Keykubat zamanında olmuştur. Anadolu’da birçok cami ve kervansaray
yaptırılmıştır. Bu dönemde Bünyan’a Selçuklular tarafından bazı yerleşmeler de
olmuştur. Bunlar merkez dahil Büyük Bürüngüz, Girveli, Sultanhanı, Karadayı,
Yünören, Akmescit Köyleri ile Elbaşı Nahiyesi’dir. Büyük Bürüngüz köyündeki
cami ile Karadayı ve Sultanhanı köylerindeki Kervansaraylar bu dönemden
kalmadır.
Selçuklu Devleti zayıflamaya
başlayınca Anadolu’daki hakimiyetini kaybetmiş, Anadolu’da İlhanlı Hükümdarı
Gazan Han’ın hakimiyeti altına girmiştir. Gazan Han 1294 tarihinde müslümanlığı
kabul edince Gazan Mahmut Han adını almıştır. İlhanlılar döneminde Anadolu imar
edilmiş, birçok tarihi eser yaptırılarak müslüman dinin yayılmasına ve
gelişmesine çalışılmıştır. Bu tarihlerde Bünyan’a 30 km mesafede bulunan
Yabanlı Pazarı (Pazarören), devletlerarası alışverişin yapıldığı zamanın en
büyük pazarıdır. 1277’den itibaren Anadolu, Moğolların hakimiyeti altına
girmesiyle bu çevre Moğol Umumi Valileri’nin yaylakları durumuna gelmiştir.
Moğol Umumi Valisi Samagar Noyan, burada oturduğu için Pazarören ‘in
batısındaki bir köy ile yakınındaki dağ Samağar ismini taşımaktadır. Bu
tarihlerde bu köye İlhanlılar tarafından yerleşmeler olmuştur. İlhanlıların
Anadolu Valisi Tac-ı Kızıl Emir Zahirrettin Mahmut tarafından 1333 tarihinde
Bünyan’a bir cami (Camii kebir) yaptırılmıştır. Tac-ı Kızılın asıl adı İlhanlı
emirlerinden Esen Kutluğ’dur. Kesin olmayan bilgilere göre bu emirin Bünyan’a
yerleşip öldüğü, oğlu Emir Zahirrettin Mahmut tarafından da babasının hayrına
buraya bir cami yaptırdığı söylenmektedir.
İlhanlı Hükümdarları, Cengiz
Han’ın torunlarıdır. Timurlenk Anadolu’yu istila ettikten sonra geri dönerken
Anadolu’daki Tatarları zorla götürmüştür. Bunlardan yalnız İlhanlıların Anadolu
Valisi Samagar Noya’nın aile efradı ile Tatarların Cu’ankar kolu Anadolu’da
kalmıştır.
Bölge bu tarihten sonra
Ertena (Erdena) Beyliği’nin hakimiyeti altına girmiştir. İlçemizin Yağmurbey
köyü bu tarihlerde kurulmuştur. Mehmet Bey Ertena Beyliği’nin başına geçince
kendisini içki ve eğlenceye vermiş, beyliğin gidişatını iyi görmeyen Ertena
Emirleri’nden Emir Kurt Beyi tahttan indirerek hapsetmiştir.
Hapisten kaçan Mehmet Bey,
Karamanoğlu Beyliğine sığınarak çocukluk arkadaşı olan Karamanoğlu Beyi
Seyfettin Süleyman’ın kardeşi Alaeddin Ali’den yardım istemiştir. Alaeddin Ali
de 20.000 kişilik bir ordu ile Kayseri üzerine yürümüştür.
1357 tarihinde yapılan
savaşta, Emir Kurt Bey yenilerek Sivas’a doğru kaçmıştır. Mehmet Bey tahta
geçtikten sonra Emir Kurt Bey affedilerek kendisine Yağmurbey köyü tımar olarak
verilmiş, Emir Kurt Bey’de buraya yerleşmiştir. Etrafa ait bir tepe üzerindeki
ilk yerleşim yerinin temel kalıntıları halen durmaktadır.
Ertena Beyliği zamanında
Ertena Beyliği’nin 4. Emiri Cafer Bin Ertena (Cafer Bey) tarafından Karkaya
köyünde türbesi bulunan Seyyit Halil Hazretleri’nin tekke ve zaviyesi adına,
evladına ve sülalesine birçok gelir ve arzi vakfedilmiştir.
Kayseri ve çevresi 1467
tarihinde Fatih Sultan Mehmed’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından
Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Bu dönemde Kayseri ve
çevresi sık sık Maraş’ta hüküm süren Dulkadiroğlu Beyliği’nin hakimiyeti altına
girince Anadolu’da Dulkadiroğlu Beyleri’nden Aleddevle Bozkurt Bey ve Aleddevle
Şahruh Bey tarafından imar ve onarım işleri yapılmıştır. Büyük Bürüngüz
köyündeki Sultan Alaeddin Cami de bu kişiler tarafından tamir ettirildiği için
bu camiye Aleddevle camii de denilmektedir. Melik Gazi köyündeki Melik Gazi
türbesini yaptıran Aleddevle Bozkurt Bey’ in Samağır Köyü’ndeki Abdurrahman
Gazi Türbesi ile Karakaya köyündeki Seyyid Halil Hazretleri’nin türbesini de
yaptırmış olması gerekir. Çünkü bu türbeler büyüklü küçüklü altıgen üzerine
aynı plandadır.
16. Asır başlarında Kayseri
kazasında Sahra, Koramaz Cebel-i Ali, Cbel-i Erciyes, Karakaya, Kenarı ırmak,
Malya, Karataş ve Bozatlu olmak üzere 9 nahiye bulunmaktadır.
Günümüzde 906/1500 ve
926/1520 tarihli tahrir defterinde kayıtlı bu nahiyelerin hiçbirisi yoktur.
Sarımsaklı (Bünyan), Büyük
Bürüngüz (Ulu Bürüngüz), Gergeme, Sultanhanı köyü ile Süksün Cemaati ile
Süleymanlı Cemaati, Koramaz nahiyesine bağlı idi. O zamanki idari sisteme göre
bu nahiyeler bir yerleşim birimi değil de idari sınırlar içerisinde kalan
yerdi.
1500 tarihli tapu tahrir
defterlerinde köylerin şahıslara akçe karşılığı mülk olarak verildiği
gösterilmektedir. Bazı köylerin hisselere ayrılıp birkaç kişiye de verildiği
görülmüştür. Koramaz nahiyesine bağlı olan köylerden şahıslara mülk olarak
verilen ilçemiz köyleri şunlardır:
Mülk sahibi şahıslar
Köy Akçe
Sa’di Bey Sarımsaklı 7986
Mustafa Çelebi, Cafer Bey
Sarımsaklı 7986
Hundi Paşa El Meşhur Ali
Yahşi Sarımsaklı 2400
Verese-i Sadık Ulu Bürüngüz
3043
Şah Sultan Binti Hızır(Şahıs
Vakfı) Ulu Bürüngüz 1110
KasımÇelebi Gergeme 1841
Hüseyin V. Cansız Gergeme
2403
Aynı tarihte tapu tahrir
defterindeki kayıtta Sultanhanı Köyü’nün Dulkadirli hissesi olduğu
belirtilmektedir.
1500 yılında Osmanlı
Devletince tutulan Başbakanlık Arşivi’nde Maliyeden Müdevver defter 20 varak 29
a-29b-30a tapu tahrir defteri 387 sayfa 105 ‘deki Sarımsaklı (Bünyan) sayfa
204’deki Gergeme(Doğanlar) köyüne aittir.
Sarımsaklı Köyü: Mezkun
halkın %60’nın gayr-i müslim olduğu köyde 1500’de 54 gebran hane, 37 müslim
hane, 21 vergi mükellefi,1 imam, 1 a’ma,1 biruni,1 zaviyedar, 1 pir-i fani ve 2
gaip, 1520’de 35 müslim hane, 78 gebran hane, 13 vergi mükellefi, nüfus
bulunmakta idi. Köyün başlıca mahsulleri arpa, buğday ve bostan idi.
Hayvancılık ve arıcılıkta yapılan köyde 2 bezirhane ve 4 değirmen vardı. Alınan
vergi hasılı 1500 de 18 bin 934 akçe cizye olarak 1338 akçe, 1520 de ise 19946
akçe idi. Bu iki tarih arsındaki nüfus artışı %2 kadardır. Sarımsaklı köyünden
çıkan sudan, bu köyün hudutları dahilinde öteden beri hücret-i şer’iyye ile
Mir’abık alınmadığı tahrir sırasında belirlenince hüccet verilecek deftere
kayıt edilmiştir. Bu köyü tabii olan Höngele mezrasının hasılı 720 akçe, İsa
Emirze Bey çiftliğinin hasılı ise 1100 akçe idi.
Gergeme Köyü: 16.
asır başlarında gayrı Müslimlerle meskun olan köyde 1500’de 2h 2c, 6m nüfus
vardı. Fakat bu köye tabii olan Meysun mezrasında meskun olup aynı tarihte
mezrada 4h, 4c, 2m, nüfus bulunmakta olup, 1520 tarihinde 18h, 5m, nüfus
kayıtlı idi. 1500 tarihli defterde burada 10 çiftlik yerin Osmanlı Memluk
harbinde 1485-1490 Şam askerinin tecavüzüne maruz kalması sebebiyle mahlul
olduğu ve bu yüzden divani hasıl kayıt edilmediği belirtilmektedir. Köyün
başlıca mahsulleri arpa, buğday, bağ, meyve ve ceviz idi. ayrıca köyde 4
değirmen ikisi harap 4 bezirhane vardı. Köyün vergi hasılı mezra ile birlikte
hesaplanmış olup 1500 de 3378 akçe,1520 de ise cizyesi 596 akçe olmak üzere
hasılı 2296 akçe idi. Bu köyde tabii olan Toraman ve Serçe mezralarının hasılı
756 akçe idi, denilmektedir. Bu tarihlerde tapu kayıt defterlerinde Bünyan’a
(Sarımsaklı Kariyyesi) yerleşen Türkler içerisinde İsa Emirze Bey’den ve burada
bulunan Çiftliğinden bahsedilmektedir. Emirze oğulları günümüzde Emirze oğlu,
göçer, Karakut, Ecevit, Sert, Çalıoğlu, Akat, Eser gibi soyadlar almıştır.
Bünyan’ın kurucu aileleri arasında rastlanan lakapların bazıları şunlardır:
Horasanlıoğulları, (İmamoğulları) bu aile zamanla 5 lazade (Çınar) 4-Abdi
Efendi (Ünal) 5- Sadiler (Önsoy-bozkurt) bu aileye 1561 tarihinde Seyyit’lik
beratı verilmiştir. (Seyyit Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere denmektedir.)
1500-1520 yılları arasında
tutulan tapu tahrir defterlerinden anlaşıldığına göre Gergeme Köyü’ne bu tarihe
kadar Türkler yerleşmemiştir. Buraya Türklerin yerleşmesi 1520 tarihinden sonra
olmuştur. İlk yerleşen aileler Bezircioğulları ve Bezircilerdir.
Bezircioğulları (Tanrıöver, İşlenmiş, Biçer, Özsoy, Şahin, Akgül, Ünal, Toprak,
Çakmak, Çakıcı) Bezirciler (Kaplan, Cesaret, Kaysı, Akay, Altuntaş, Ceylan)
dır. Bu aileler Bezircilik yaptığı için bu lakabı almıştır. (Bezir, ızgın
bitkisinden çıkartılan yağdır.) O tarihte Kayseri kazasının dışarıya ihraç
ettiği malların başında Bezir ve Güherçile gelmektedir.
1510 tarihinde ilçe
köylerine birçok yerleşme olmuştur. 1510 tarihinde İran Hükümdarı Şah İsmail
ile Maraş’ta hüküm süren Dulkadiroğlu Beyliği arasında savaş çıkınca daha
önceleri Maraş’a yerleşen birçok Türk boyu buradan göç ederek Osmanlı Devleti
topraklarına yerleşmiştir. Şah İsmail ile Aleddevle Bey arasındaki savaşın
sebebi ise kız isteme meselesidir. Şah İsmail, Dulkadiroğlu Beyi Aleddevle’nin
kızını istemiş o da vermeyince Şah İsmail ordusu ile Maraş üzerine yürümüştür.
Neticesinde Anadolu’da Alevilik yayılmaya başlamış bu olay ilerde Çaldıran
savaşının başlıca sebebi olmuştur.1710-1720 yılları arasında Horasan’dan gelen
Serdengeçti Ahmet Ağa Kayseri Ayanı Çobanoğlu’ndan izin alarak Bünyan’a
(Sarımsaklı) yerleşmiştir. Ahmet Ağa 1730 tarihinde İran’la yapılan Tebriz
harbine Cebeci Bayraktarı Sarımsaklı Ahmet Ağa olarak katılmıştır. Mir’at-ı
Kayseriyye bu konuda şunları demektedir: “Patrona Halil İsyanı bastırıldıktan
sonra isyana katılanlardan birçoğu memleketine kaçınca 1730 yılında çıkan bir
fermanla bu eşkıyaların cezalanması istenmiştir. Bunlardan Kayserili Kulaksız
Hüseyin denilen şahsın cezalandırılması için orta çavuşlarından Bekir Ağa bu
şahsın suçlu olduğunu tespit etmiş, fakat kendisinin Cebesi Bayraktarı Sarımsaklı
Ahmet Ağa’nın bayrağı altında Şark Seferine gittiği için kardeşinin yanında
bulunan mallarına el koyarak açık artırma ile sattırıp devlete irat kayıt
etmiştir."
Cebeci Bayraktarı Sarımsaklı
Ahmet Ağa Tebriz Harbi dönüşünde getirdiği çeşitli harp ganimetleri arasında
Tebriz Müftüsü’nün kızı Kadıncık Kadın da vardır. Ahmet Ağa’ bu hanımdan çocuğu
olmamıştır. Kadıncık Kadın’ın mezar taşındaki (Bilavelet) çocuksuz yazısı dabu
olayı teyit etmektedir. Konaklılar denilen Ahmet Ağa’nın sülalesine acem (İran’lı
)denmesinin sebebi budur.
Ahmet Ağa’nın oğlu Ömer
Ağa1785 tarihinde konağı yaptırmıştır. Konak yapıldığında etrafı sur gibi
duvarlarla çevrili, mazgal delikleri bulunan, nöbet kuleleri ile korunan,
muntazam bir yapı idi. Binada haremlik, selamlık kısımları ile misafirhaneler
ve develikler vardı.
Konağı yaptıran Ömer Ağa’nın
torunu olan Derviş Ağa da, 1877 tarihinde Derviş Ağa Camii’ni
yaptırmıştır.
Bünyan ilçesinin önceki ismi
Sarımsaklı’dır. İsmin Sarımsaklı olmasının sebebi, Kayseri’nin Sarımsaklı
ihtiyacının büyük kısmının buradan temin edilmesindendir. Sarımsaklı bir köy
iken Osmanlı Devleti zamanında zamantı havalisine yerleştirilen Avşar
oymaklarının baskılarından çekinen çevre köylerin, Alımpınarı, Eğiset,
Bahroğlu, Karaağız, Boyalı, Susuzca, Karaziraat, Öğrenci, Suluören, Elönü,
Fakılar, Höyüklü, Tadırlı, Karabaşören Ada, Kayapınar, Mansır, Sarıkaya,
Çorbacıyeri, Çalapverdi, İsriil, Koyunağalı, Poşana, Ağcağıl, Başınyayla,
Zibaba, Örtüören, Karakışla, Akmezgit, Mahzenin Ören, Topuklu, Kötüören gibi
köy ve mezraların Sarımsaklı’ya göç etmelerinden nüfusu aniden çoğalınca, 1878
tarihinde Nahiye olmuştur. Nahiye müdürlüklerini yapan şahısları; Çöreke’nin
Hasan Efendi, Konaklı Hacı Ağa ile Gergemeli Hacı Ağlardır.
Sarımsaklı nahiyesi 1895
tarihinde Osmanlı Padişahı Abdülhamid zamanında ilçe olmuş, ilçeye de padişahın
ismine izafeten Bünyan-ı Hamit (Hamidiye) ismi verilmiştir. Bünyan Arapçada
“Yapı” anlamına gelmektedir. Bünyan-ı Hamit, Hamid’ in yapısı anlamındadır.
Burada Sarımsaklının İlçe
olmasına sebep olan Konaklı Hayret Ağa’dır. Hayret Ağa Nahiyede sözü geçen ve
çevresi olan bir kişidir. Sivas Mutasarrıfı Halil Rifat Paşanın yakın
dostudur.( Sarımsaklı o tarihte Sivas’a bağlıdır. ) Bir müddet sonra sadrazam
olan Halil Rifat Paşa Hayret Ağanın hasta olduğunu duyunca kendisini tedavi
ettirmek için İstanbul’a çağırttırmıştır. İstanbul’a giden Hayret Ağaya
tedavisi yapıldıktan sonra Sadrazam tarafından bir isteğinin olup olmadığını
sorulur. Hayret Ağada Sarımsaklı Nahiyesinin ilçe olmasını talep eder.
Sadrazamda “sen git, ben Sarımsaklı’nın ilçe olduğuna dair fermanı gönderirim”
der. 1895 tarihinde Sarımsaklının Bünyan-ı Hamit ismiyle ilçe olduğuna dair
Padişah fermanı gelir.
Ani göçlerle Bünyan’ın İlçe
olmasına sebep olan Avşarlar, 24 oğuz boyundan Bozok koluna mensuptur. Kayseri
ve ilçelerinde yaşayan Avşarlar, Kuzey Suriye’de ve Halep’te yaşayan Avşarların
bir kısmıdır. 17. yüzyılda Osmanlı Devleti zayıf düşüp, göçebeleri askere
almayıp bunlardan vergi toplayamaz olunca, boyları iskana tabii tutmuştur.
Göçebe halkı, çiftlik yapan yerli halka zarar vermemesi için zamanla yıkılarak
viran olmuş terkedilmiş topraklara yerleştirip, buraları imar ederek tarımı
geliştirmek istemiştir.
İskana razı olmayan
Avşarlarla Hükümet kuvvetleri arasında kanlı çarpışmalar neticesi Avşarlar’ın
bir kısmı Rakka, Hama ve Hunus’a sürgün edilerek iskana tabi tutulmuştur.
Zamantı bölgesinde yaşayan Avşarlar devleti yerleşik düzene geçeceklerine
inandıkları için sürgün edilmemelerine rağmen burada yerleşik düzene geçmeyip
talan hareketlerine katılınca, devlet tarafından 1703 yılında Rakka’ya
sürülmüş, buradan kaçmışlar, 1730 yılında yine Rakka’ya sürülmüş, yine
kaçmışlar, Devlet otoritesinin zayıf olmasından Devlete isyan ederek bir müddet
bildikleri gibi yaşamışlar, 1886 yılında Derviş Paşa Fırka-ı İslahiye
birlikleri ile kanlı çarpışmalar neticesinde, Avşarların isyanını bastırınca,
Avşarlar 1887 yılında uzun yaylada mecburi iskâna (tecir) tabi tutulmuştur.
1908 yılında meşrutiyetin
ilanı ile Abdülhamit tahttan indirilince, İlçenin isminden Hamit kelimesi
kaldırılmış, isim Bünyan olarak kalmıştır. Bünyan İlçe olmadan Sivas İlinin
Pınarbaşı (Aziziye) İlçesine bağlı iken 1912 yılında Kayseri iline ilçe olarak
bağlanmıştır.
İlçe daha önceleri Müslüman
ve Hristiyan Mahallesi olmak üzere 2 kısma ayrılmıştır. Yenice Mahallesi’nde
rumlar, Bayramlı Mahallesi’nde Ermeniler oturduğu için buralara Hıristiyan
Mahallesi, Müslümanların oturduğu Camiikebir, Dervişağa, İbrahimbey, Camiicedit
Mahalleleri’nin bulunduğu yukarı kesime de, Müslüman Mahallesi denilmekte idi.
Yenice Mahallesi’nde oturan rumların ekseriyeti 1923 yılında Yunanistan’da
bulunan Müslüman Türklere mübadele (değiştirme) edilmiştir. Yunanistan’daki
Türklere mübadele edilen rum denilen halkın ekseriyetinin aslı, Hıristiyan
Türk’tür. Hıristiyan Türkler hakkında ilk bilgi 1580 yılına ait Kayseri
Mahkemesi kayıtlarından alınmıştır. Bu konuda Prof. Dr. Mehmet Eröz şunları
söylemektedir: “Mahkeme kayıtlarından anlaşıldığına göre Sarımsaklı’da (Bünyan)
Kaya isimli Hıristiyan Türk, oğluna önce Yahşi adını vermiş fakat keşiş
olduktan sonra yahşiyi Papadopulos’a çevirmiş, kızının adını da Nikol
koymuştur.
Türkler Ortaasya’dan
Anadolu’ya göç etmeye başladığında, gelen Türkler arasında Hıristiyan Türklerde
vardı. Bunun haricinde 1071 den önce Anadolu’ya göç edip hıristiyanlaşmış 10
bin Kaman Türkü vardır. Bu Türkler İmparator Johannes Vatatzes tarafından
(1222-1254) Trakya’dan göç ettirilerek Anadolu’ya yerleştirilmiştir. Bunun
haricinde Gagavuz’larda Hıristiyanlığı kabul etmiş Selçuklular’ın bir koludur.
İlçeye 1939 yılının Ekim
ayının başında Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımız yerleşmiştir. Gelenlerin
ekseriyeti Bulgaristan’ın Sumnu Vilayeti’nin Yenipazar Kazası’nın çevre
köylerindendir. Bu ailelerin 54 hanesi Küçük Ahmet olup, Süleymanlı, Mahmuzlu,
Doyuranlar Köyünden de 2’şer hanedir.
Bunlardan başka kazamıza
1951 yılında Varna Vilayeti’nin Pıravda Kazası’nın Sofular Köyü’nden 2 hane
daha gelmiştir.
Bulgaristan’dan yurdumuza
gelen bu aileler önce İzmit-Tuzla’ya, buradan Devlet kanalı ile yurdun her
tarafına dağılmıştır. Bu dağıtımda Bünyan merkezine 60 hane kadar soydaşımız
yerleştirilmiş diğer ailelerde Tuzhisar, Köprübaşı, Karacaören ve Sıvgın
Köyleri’ne iskan edilmiştir.
İlçeye gelen bu aileler,
iskan için önce boş hanelere yerleştirilmiş hane başına yıllık 600 TL. Kira
bedeli tahsisat bağlanmıştır. 1940 yılında bütün ailelere bedelsiz olarak tarla
dağıtılmış, 1947 yılında ev yapımı için arsa dağıtılarak inşaat içinde hane
başına 150 TL. Yardım yapılmıştır. Mahalleye yerleşen hane sayısı 1951 yılında
gelen son aileler ile 90 haneyi bulmuştur. Yakın zamanlarda çevre köylerden
İlçe merkezine göç fazla olmuş, gelenlerin ekseriyeti Sağlık Mahallesi’ne
yerleştiği için burası İlçe’nin en büyük mahallelerinden biri durumuna
gelmiştir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder