Bütçe, Sınırda Ziyaret ve Anayasa Çalışmaları
Dikkat edin terörün zirve yaptığı günler, tesadüf diyemeyeceğimiz olayların hemen öncesine denk geliyor nedense. Geçmişte demokratikleşme temel hak ve özgürlükler alanında her adım atıldığında Türkiye’de istemeyen olaylar yaşandı. Hemen Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeydi yine böyle bir baskın yapıldı. Geçen günlerde maliye bakanı Bütçe ile ilgili rakamları açıklarken dikkatimi çekti. İşsizliğin batı ve diğer bölgelere göre fazla olmasından mıdır nedir Hükümet Doğu ve Güneydoğu illerimize ciddi oranlarda yatırım yapmayı planlamış ve bunları bütçeye koymuş. Terörden nemalananların işine gelmeyecek bir gelişme. Artı ekonomik olarak kalkınma sağlanırsa insanlar terörün ağına düşmezler değil mi? Tam da bu sırada TBMM de Anayasa değişikliği için tüm partiler uzlaşma komisyonu çerçevesinde toplandı ve bir şekilde süreç başladı. Kürt sorunu olarak adlandırılan bu konu artık kökünden halledilmek üzere yola konuldu. Bu da önemli bir gelişme. Tam da bu sırada Cumhurbaşkanımız sınıra gidip askeri birlikleri ziyaret ediyor. Bunlar güzel gelişmeler. Ama bu belli ki birilerini fena rahatsız etmişe benziyor.
Terör meselesi
Çok sevdiğim Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan yazısında şöyle diyor: "Bölücü örgüt, psikolojik üstünlüklerini kaybetmiş durumda. Kumar oynuyor, hata yaptırmaya zorluyor. Bunun için de Türk-Kürt kimliklerini kapıştırıp, bu çatışmadan nemalanmak istiyor. Kürt vatandaşlarımız bu oyuna gelmemeli, terörün ateşine barut taşımamalı. Çünkü Kürtler birinci dünya savaşında bile dış mihrakların oyununa gelmemiş bir millet. Böyle bir durumda farklılıklar üzerinden değil benzerlikler üzerinden ilişki kurmak gerekir. Daha önce birbirine selam vermeyenler şimdi yaşananlara inat selamlaşmalı. Eğer bu yapılırsa her iki taraf da birbirlerinin olumlu yönünü görecektir."
Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez
"Olumlu yönlerimizi görelim" diyerek konunun can alıcı noktasına değinen Nevzat TARHAN bence doğru konuşmuş. Hep kışkırtmalara mı geleceğiz? Hiç mi hırsızın suçu yok? %5 oranda sahip olan BDP ve hadi ona yakın duran terör örgütü ve destekçisi zihniyet var diyelim. Peki geri kalan büyük çoğunluğu niçin bunlara mahkum edelim. Bir de biz suçlar ve dışlarsak Kürtleri hepten kaybederiz. Olumlu tarafına da bakmayı tavsiye eden hocamızın sözü çok değerli, özellikle bu günlerde çok önemlidir. Okul köşelerinde, köşe başlarında manitalarıyla ellerinde sigara tüttüren liseli kız ve erkek grupların/gençliğin şimdi çıkarılmış sokakta /Yüksel Caddesinde "Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber" diyor olmaları biraz şaşırtmıyor mu bizi? Evet doğrudur. Ülke ciddi bir tehdit altında Kızılay’da bomba patlatanlar, sınırda karakol basıp gencecik askerlerimizi şehit edenler var. “Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez" diyerek sokaklara dökülen gençler, ağlayarak oğlunun tabutuna sarılan anne ve babaların cenaze görüntülerini gözlerimize sokarak duygusallığı zirve yaptırarak reyting uğruna yayınlar yapanlar toplumun derin dinamiklerini kanırtarak kanatıyor ve dinamitliyor.
Kaddafi Öldü
Sarkozy’ye Libya'nın petrol paralarını yediren adam. Sarkozy bombalamaya başlayınca Türkiye kurtardı seni değil mi? Kardeşlerini bombalamaya öldürmeye devam ettin söz dinlemedin. Sonra bu hal son hal ölüm yüzünde iğrenç durmuş. Kaddafi bir zamanlar Ankara'da askeri eğitim de almış. Şaşırdım. Dün öldürülen Libya'nın devrik ve öldürülmüş lideri Muammer Kaddafi Kıbrıs çıkartmasında Türkiye'yi destekledi. Amenna, inkâr etmemek lazımdır. Ancak bu bir minnet borcundan kaynaklanmış olamaz mı? Yıllarca Türkiye’den gidip Libya'da yatırım yapan müteahhitlerin parasını almakta zorlandığı dönemlerdi. 1990lar.
1997'de Libya'da çadırda yaptığı ahlaksızlar da neyin nesiydi hala unutamıyorum. Koskoca Başbakan terbiyesini bozmadı yine de. O lafları Recep Tayyip Erdoğan'a yapsaydı derhal kalkar ve yüzüne tükürerek o çadırı terk ederdi. “belli ülkelerin yönlendirmesiyle talimatıyla yaptı diyenler” vardı. “Terör örgütüne destek verirdi” diyenler de oldu. Çadırda sen sayın ve kıymetli merhum başbakanımızı madara duruma düşürdüğünde çok üzmüştün bizi. İşte sonun bu Kaddafi Efendi!
Neyse Kaddafi artık bir ölüdür. Libya Halkı artık kendi özgür yönetimini kuracak. Batılı ülkeler Libya’nın petrolüne çöreklenmeye çalışacaklar. Türkiye onları uyardı ancak laf anlayana tabi. Yeniden inşaat şirketleri gidecekler Libya'ya ve inşaat işçilerimiz yeniden gurbet ellere gidip ekmek parası kazanacaklar. Dış Politika, bir ülkenin diğer ülkelere yönelik tutumu, uluslararası sorunlara savaş ve barış ortamında çözüm aranırken izlediği düşünce ve davranışların tümü. Kısaca ülke menfaatlerini de gözeterek ülkeler arasında dengeli bir siyaset izleme yöntemidir. Kanaatimce Libya konusunda biraz zorlanıldı ancak şartlar gerçekten zordu. Bir yanda orada çalışan binlerce vatandaşımız iki ateş arasında, bir taraftan yatırımlarınız ve müteahhitlerimiz ortada. Fransız uçakları bombaları atmaya başladığında Kaddafi ve muhalifler arasında tarafsız kalınmak zorunda kalındı. Ancak başarılı bir operasyonla insanlarımız Türkiye’ye getirildikten sonra işler değişti. Olan oldu. Bundan sonrasına bakmak lazım artık. Libya halkı ve yönetimle iyi bir diyalog sağlandı. Başbakanımızın oraya gitmesi de çok etkili oldu.
21.10.2011Volkan Serdar HEKİMHAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder