23 Mayıs 2016 Pazartesi

Demokratik Toplum ve Hikmetli Toplum







Ülkemizin demokratik toplum açısından hangi aşamada olduğunu değerlendirebilmek için onu dünya standartlarına sahip toplumlarla karşılaştırmak gerekir. Peki, dünyanın en demokratik toplumu hangi toplumlardır. Ayrıca demokrasinin bulunduğu ülkelerde demokratik toplumların ne kadar insani olduklarını ve az gelişmiş ülkelerde bulunan sömürü sistemlerinin kuruluşuna ön ayak olan ülkelerin toplumlarının ne kadar demokratik olduklarını da sorgulayan bir anlayışa sahip olmalı insan. Türk ve İslam gelenek ve inancına dayanan sahip olduğumuz medeniyetin kodları hikmet ve hakikat anlayışına sahiptir. Demokrasinin hali hazırda en az kötü yönetim olduğunu ve seçeneklerimiz arasında şimdilik en iyisi olduğunu söyleyebiliriz ancak en iyi ve ideal yönetim olduğunu söyleyemeyiz.

Bu çerçevede demokrasinin kavramsallaştığı batılı ülkelerin toplumlarının bilhassa da İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkelerde ve Anglo-Sakson kültürün egemen olduğu ABD ve İngiltere gibi ülkelerde demokratik toplumu oluşturan bireylerin düzeylerine bakıldığında geri olduğumuz söylenebilir. Ancak ülkemiz son 10 yılda en azından 1990’lı yıllara göre demokratik toplum olma yolunda önemli mesafeler alındığını düşünmekteyim. Buna rağmen demokratik toplum seviyemiz dünya ortalamasına göre ileri olabilir ancak Avrupa ve Batı standartlarına göre geridir.
Demokratik toplum açısından geri olmamız başta hikmetli bir toplumu öngören medeniyet köklerinin kurutulmaya çalışılmasından kaynaklanmaktadır. İslam’ın özünde hikmet anlayışı ve ahlaki prensipleri ile neşvü nema bulan Selçuklu ve Osmanlı Toplumunun sahip oldukları insani seviyeyi demokratik toplum kavramıyla izah etmek imkânsızdır. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” anlayışından, “elinden, dilinden, belinden emin olunmak” ve kendin için istediğini kardeşin için de istemek”, kul hakkı korkusuyla başkasına zarar vermek yerine hayrı hasenatı öven bir medeniyet ile bireyci ve kapitalist bir zihniyete sahip ancak hak arama ve toplum içinde birbirlerine karşı davranışları açısından demokratik toplumları karşılaştırmak imkânsızdır. Ancak bu gün ülkemizde elde olan yaşam ve kültürün dejenere olduğunu, hem devlet anlayışı hem de toplum olarak yıllar yılı öz benliğimizden ve medeniyet köklerinden uzaklaştığını söyleyebiliriz. Şimdilik demokratik standartlarını yerleştirmeye çalıştığımız ülkelerin bundan 90 yıl önce sömürmek ve esaret altına almak amacıyla gelen ülkelerin olduğunu unutmayalım. Bu ülkelerin her türlü ahlaksız işgalleri ve sömürü düzenleri halen Ortadoğu’da ve dünyanın pek çok ülkesinde coğrafyasında karmaşalara sebep olmaya devam etmektedir. Kendi ülkesinde kendi vatandaşına insanca muamele eden devletler Afganistan’dan Irak’a ve Libya’ya kadar akan kandan öncelikle Batı ülkelerinin sömürü zihniyeti sorumludur.
Peki demokratik toplum açısından geri olduğumuz ve kendi medeniyet değerlerinden de uzak kaldığımız gerçeği üzerine neler yapılabileceğini düşünelim. Bir kere siyasi kültür ve gündelik yaşamda demokratik olgunluk düzeyimizin geri olması inanç zayıflığı ve değerlerimizin gelecek kuşaklara hakkıyla aktarılmamasından yani eğitim sisteminin bozukluğundan kaynaklanıyor. Şeffaf, hesap verilebilir bir yönetim anlayışı ancak aynı anlayışa sahip bireylerin sivil toplum anlayışıyla örgütlü bir toplum olabilmemizde saklıdır. Bunun için uzlaşı kültürü, hak adalet, eşitlik, insan hakları gibi konularda zayıf iradeye bireyler devletin aynı bireyler karşısında kısıtlayıcı tutumuna da demokratik tepki göstermesi beklenemez.
Bunun için 1839’dan bu yana tepeden inmeci dış baskı üzerine gerçekleştirilen reformları hayata geçirmek için atılan adımları küçümsemiyoruz ancak bunlar kendi insanımız için atılan adımlar olmalıydı olmalıdır. Temel hak ve özgürlüklere önem vermeli, bu açılımlar bir Avrupa standardı gereği yapılmamalıdır. Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla örgütlenmeli ahilik anlayışı ile kardeşlik ruhunu diriltmeli, tüm dünya insanlığına örnek olabilmeliyiz.
Volkan Serdar HEKİMHAN
24.12.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder